![]()
![]()
Uzun bir süredir bilgi girişi yapılmayan bu bloğumuz artık aktif hale gelmiştir. Bu süre içinde bizi izleyen ve arşivimizinden faydalananlara teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Yorum (0) Yorum yaz!

Malcolm Sınıf Arkadaşlarıyla
Yorum (0) Yorum yaz!
Malcolm X
(Omaha, 19 Mayıs 1925 – New York, 21 Şubat 1965), ABDli siyaset adamı ve siyah hakları savunucusudur.
"Hayatımız boyunca bize hep aşağılık olduğumuz öğretildi.
Küçükken,
beyaz ve zenci çocuklar birlikte kovboyculuk oynarken,
kim Tom Mix, Buck Jones ya da Lone Ranger oluyordu?
Beyazlar..
Biz kimdik?
Totto, onun uşağı...
Robinsonculuk oynadığımızda kim Robinson Cruseo oluyordu?
Beyazlar..
Ya cuma kim oluyordu?
Tahmin edin, kim oluyordu?"
Malcolm X.
1957`de Malcolm X`in New York Mabedindeki konuşması ile ilgili FBI raporundan.
Bir zenci papazın oğlu olarak Nebraska eyaletinin Omaba şehrinde dünyaya gelen Malcolm X, Müslümanlığı kabul ettikten sonra Malik Şahbaz adını almıştır. Çocukluğu açlık ve üzüntü içinde geçmişti. O doğduktan kısa bir süre sonra ailesi Michigan'ın Lansing şehrine göç etmişti. Altı yaşındayken ırkçı Amerikalıların kurduğu Ku Klux Klan'cılar tarafından evleri yakılmıştı. Malcolm X, yıllar sonra yangın olayını şöyle anlatmıştır:
"İtfaiye geldi, fakat yanan evimizi kurtarmak için hiç bir yardımda bulunmadı. Yangına bir damla su sıkmadı. Baba evimizi yakan ateş, hâlâ aynı şiddetle yüreğimi yakmaktadır."
Malcolm'un babası, çoluk çocuğunu geçindirmek için ufak bir dükkân açmıştı. Çok geçmeden cesedi, kafatası tanınmayacak ölçüde ezilmiş durumda, bir tramvayın altında bulundu. Bu iki olay, küçük Malcolm'un hayatında derin izler bırakmış, büyüdüğünde Müslümanlığı kabul etmesinde ve beyazlara karşı savaş açmasında önemli rol oynamıştır.
"Ben gençken,
Amerikada hiç zenci itfayiyeci yoktu.
Ben gençken, hayal edebileceğiniz tek şey , iyi bir garson olmaktı.
İyi bir otobüs biletçisi, veya ayakkabı boyacısı...
Diyeceğim,Amerikan rüyası buydu.
Yine ben gençken, bu bir yaşam tarzıydı ve ben Missisippi`de büyümedim.
Michigan`da büyüdüm...
Nerede "pis zenci" diye arkamdan küfredildiyse, şimdi de nerede duysam bunu,
duraklar ve bunu söyleyen kimdir diye döner bakarım."
Malcolm X (yaş 15)
Babalarının ölümünden sonra aile, açlık ve sefalet yüzünden dağıldı. Malcolm ve erkek kardeşleri geceleri sokağa çıkarak bulabildikleri öteberiyi çalmakla karınlarını doyurmaya başladılar. Bazen yakalanıyor ve beyazlardan dayak yiyorlardı. Sonunda Malcolm bir ıslahevine verildi. Hayatında ilk olarak burada sevgi ve anlayış gördü, ıslahevinin beyaz bir Amerikalı olan müdiresi onu öbür çocuklara karşı koruyordu. Burada bulunan beyaz çocuklar da, zenciler konusunda tıpkı büyükleri gibi düşünüyorlardı. Bu yüzden de küçük Malcolm, her gün saldırıya uğruyor ve ancak müdirenin yardımıyla onlardan kurtulabiliyordu.
Daha sonra Malcolm X, müdire tarafından, ıslahevinin yanındaki ortaokula yazdırıldı. Kısa süre içinde zekâ ve çalışkanlığıyla dikkati çeken Malcolm, sınıfının birincisi oldu.
Fakat, bu durum öbür çocukların, hatta öğretmeninin düşmanlığını kazanmasından başka bir işe yaramadı. Son sınıftayken kendisine ne olmak istediğini sorduklarında, "hukukçu olacağım," diyordu. Ama, konuştuğu herkes ona, avukatlığın bir zenci için uygun olmadığını, kendisine demircilik, marangozluk gibi bir meslek seçmesini öğütlüyorlardı.
"Ben, sınıfta tektim. Tıpkı kıvırcık tüylü, soylu bir fino köpeği gibiydim."
"Ve ben, gurur duyulan biriydim. Bundan da gurur duyamadığımı söyleyemiyordum.Gerçekte bu yüzden zenci olma duygusunu pek yaşayamadım.Çünkü her fırsatta, beyaz olmaya çalışıyordum."
Malcolm X
Malcolm, istediği mesleği elde edemeyeceğini anlayınca, öğrenimini yarıda bırakarak New York'a gitti. Burada karanlık işler çeviren adamlarla tanışarak, onlar arasında da işe yarar, becerikli ve güvenilir bir kimse olduğunu gösterdi. Çok dürüst ve sadık olduğundan, yaptığı her işte hile yoluna sapmaz, elde ettiği bütün parayı son kuruşuna kadar teslim ederdi.
"Geriye baktığımda, düşünüyorum da,
gerçekten neredeyse yavaş yavaş aklımdan oluyormuşum.
Birçok insanın sebze yemesi gibi uyuşturucu alıyordum.
Bugün nasıl kravat takıyorsam, o gün silah takıyordum.
Bence ölümü her yoldan davet etmiştim, en çılgın yollarla"
Malcolm X
On sekiz yaşına girdiğinde, "Koca Kızıl" lakabıyla kendine hatırı sayılır bir ün sağlamıştı. Artık o, emrinde beş-altı adam çalıştıran bir çete reisiydi. Afyon ve eroin gibi malları alıp satıyor, ahlâk düşkünü beyazları zencilerin barlarına, gizli fuhuş yuvalarına götürüyordu. Malcolm X, hayatının bu kirli döneminin özelliklerinden söz ederken şöyle diyordu:
"En iyi müşterilerim papazlar, güvenlik mensupları, toplumsal yardım işlerinde çalışanlar ve başkalarının hayatlarını yönetmekte büyük rolleri olan önemli kişilerdi." Malcolm X
Şimdi geliri ayda birkaç bin doları geçmekteydi. Polise bol bol rüşvet vermesine rağmen, sonunda yakalanıp hapse atılmaktan kurtulamadı. Ancak bu hapis hayatı onun yaşantısında köklü bir değişiklik yaratacaktı. 1947 yılında, cezasını çekerken tanıştığı bir Müslüman tutuklunun etkisiyle İslâmiyet’i kabul etti. O günden sonra da yaşadığı kötü hayatı bırakarak, kendisini Müslüman zencilerin davasına adadı.
"Orada hapishanede karar verdim. Hayatımın geri kalanını;
beyaz insana yaptıklarını ödetmeye ya da ölmeye adayacaktım."
Malcolm X (Otobiyografisinden)
Malcolm X ya da Müslüman olduktan sonraki adıyla Malik Şahbaz, 1946-52 yılları arasında hayatını hapishanelerde geçirdi. 1962 yılına kadar da, Amerika'da zenci Müslümanların önderi olan Elijah Muhammet'in en yakın adamı ve eylemin en etkili konuşmacısıydı.
"Hristiyanlık, siyahlara eşitsizliği önemsememelerini öğütler. Çektikleri acıları dert etmemelerini, bu acılara karşılık cennette mükafatlandırılacaklarını söyler. Ancak, bakın bakalım, kim yararlanıyor yeryüzünün nimetlerinden, imkanlarından! beyazlar!"
Malcolm X
Fakat 1962'den sonra İslâmiyeti iyice öğrenmiş, Elijah Muhammet'in peygamberlik iddiasına ve ırkçılığına karşı çıkmış
"Hey! kes şunu! diye bağırdı kardeş Hinton. Hinton mabeddeki kardeşlerden biriydi.
1957`de soğuk bir nisan akşamıydı. Orada bir polis, adamın birine habire vuruyor, dövüyordu. Hinton, ne olduğunu bilmiyordu, ama bir polisin kendisine karşı koyamayan birine vurmaya, onu dövmeye hakkı yoktu.
"Defol!" diye bağırdı polis.
Hinton aldırmadı.Polis döndü ve hintona doğru yürüdü. Jopunu çıkardı ve "küt" diye tüm gücüyle Hinton`un kafasına. Hinton yere yığılıverdi.Polis onu bağaja attı ve karakola götürdü.
Bu tip bir zulüm Harlem`de alışılagelmiş birşeydi. Polisler gerektiğinden fazla güç kullanan kişiler olarak bilinirlerdi.Bununla da dışlanırlardı. Yaptıkları, yanlarına kar kalırdı. Fakat bu kez, olan biteni bir başka mabed üyesi görmüştü. Bu üye malcolm`u haberdar etti. Malcolm, başka yerlere telefon etti ve yarım saat içinde İslam meycelerinden 50 kadar insan , karakolun önünde bitiverdi. Çok etkileyici bir görüntüydü. Askeri birlikler gibi dizilmiş 50 takım elbiseli kravatlı adam.
Harlemdeki çoğu insan gördüklerine inanamıyorlardı.
Olay hemen duyuldu.Birçok insan ne olacağını görmek için toplanıverdi.Hareket olsun istiyorlardı. Bu sırada malcolm, polis ile konuşmaya çalışıyordu. 2000`den fazla insan karakolun önüne toplanmıştı. Malcolm, Hintonu görünce çok üzüldü. Polisler onu hemen Harlem hastanesine götürmeye karar verdiler.
"Şimdi bu kalabalığı dağıtabilirmisiniz? " diye soruyordu polisler.
Polis ürkmüştü.
Malcolm, dışarı çıktı ve bir el hareketi ile kalabalık sessizce dağıldı. Polisler dehşete düşmüş gözlerle bakakaldılar.
Bu hikaye harlemde kontrolsüz bir yangın gibi yayıldı.İslam birliğinin bu genç lideri gibi bir orduya sahip başka kimseyi bilmiyorlardı.
Andew Young/ Malcolm X Kitabından_
"Ve sonra o loş ışıkta, Malcolm ayağa kalktı ve elini salladı. Oradaki herkes kaybolmuştu sanki.Görünmüyorlardı.
Bir polis memuru bana şöyle dedi: "Benim gördüğümü sen de gördün mü?"
Ben: "Evet"dedim.
"Bu, bir insanın sahip olamayacağı kadar büyük bir güç" dedi.
Bir zenciden söz ediyordu. Bunu, asla unutamam!"
James Hicks- Amsterdam News Editörü
1964 yılında hacca gitti. Orada dünyanın her yanından gelen Müslümanlarla görüşüp tanışarak, bütün beyazların Amerika'dakiler gibi olmadığını öğrendi. Tunus, Cezayir gibi birçok Müslüman ülkelerini dolaştı. Amerika'ya döndüğünde şunları söylüyordu:
"Ben ırkçıydım ve İslâmiyeti ancak o şekilde benimsemiştim. Fakat Hz. Muhammet ve Hz. İbrahim'in yaşadıkları kutsal ülkeleri ziyaret ettikten sonra şimdi gerçek bir Müslüman oldum. Artık eski ırkçı değilim."
"İlahi bir insan olduğumu iddia etmiyorum" dedi. "Ben eğitim görmüş biri değilim. Hiçbir konuda uzman da değilim.
Ama ben samimiyim.
Samimiyetim itibarımdır."
Malcolm X - Sheraton Park Hotel Basın toplantısı,12 mart 1964
Bu davranışı, beyaz ve zenci Hıristiyanların yanında Elijah Muhammet'in de düşmanlığını kazanmasına yol açtı. Hac dönüşünden kısa bir süre sonra 1965 yılında New York'ta bir salonda dini konuşmalarından birini yaparken, kendisine sekiz adım uzaklıktan ateş edilerek öldürüldü.
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar Rableri katında diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.”
(Bakara 154)
Yorum (0) Yorum yaz!
''...Sen kim olduğunu bilmiyosun.Beyaz şeytanın,seni senden gizlediğini hiç bilmiyosun.Sen,zengin krallıkların,el değiştirmemiş uygarlıklarınhalkının bir parçasısın.Sen gerçek soyadını bilmiyosun,gerçek dilini tanımazsın.Tüm bunlarla olan bağın şeytan tarafından koparıldı.Sen,bir kurbansın.''
(Malcolm (Ruhu şad olsun)'un kardeşi Reginald'ın verdiği vaaz)
Yorum (0) Yorum yaz!
Hakkari Yüksekova'da erlerimize düzenlenen hain saldırıyı kınıyor 12 şehidimizin alilelerine başsağlığı diliyoruz..
İslam Şehitleri Grubu
Yorum (0) Yorum yaz!

Malcolm X
Yorum (1) Yorum yaz!
Çok büyük bir açlık içindeyiz.Bunu açlığı çeken bilir ancak.Bunu milletime anlatmalıyım.Allah Hz.Muhammet'e keskin bir mesaj vermişti.Bu bir insanı ihya ederken, onu ikiyede ayırabilir.
Malcolm X
Yorum (0) Yorum yaz!
Amerikalı siyahların hak ve adalet mücadelesinde efsaneleşen Müslüman lider Malcolm X, nam-ı diğer Malik el-Şahbaz, 42 yıl önce öldürüldüğü Audubon Ballroom tiyatro salonunda anılırken, İstanbul sokaklarında kimliği meçhul bir grup “sokak aktivisti”nin hummalı çalışması vardı. Fatih, Eminönü, Beyoğlu, Cihangir ve Beşiktaş’ta yaşayanlar, sabah uyandıklarında Malcolm X’in şehadet parmağını şakağına dayamış meşhur siluetiyle karşılaştılar. Bir gecede duvarları, trafoları, tabelaları “Birtaş at!”, “Bir ateş yak!”, “Bir slogan at!”,“Bir yumruk yükselt!”, “Bir hayal kur!”,“Sokaklara sahip çık” sloganlarıyla dolduran gençler, Malcolm’un mücadelesini yine onun mısralarıyla yeniden sokaklarataşıdılar. Afrika’dan zorla Amerika’ya göç ettirilen bir topluluğun bulunduğu Detroitile iş bulma umuduyla köylerinden göç ettirilen milyonların oluşturduğu İstanbul arasında paralellikler kuran gençler, sınıfsal ayrıma dikkat çekiyor. Detroit’tekilerin bir zamanlar derilerinin renginden dolayı, refah içindeki İstiklal Caddesi’nin hemen altında uyuşturucu satıcılığına, fuhşa ve çeteleşmeye zorlanan Tarlabaşı gençlerinin ise ekonomik yönden aşağılandığını düşünüyorlar. Siyahlarla beyazların kardeşçe yaşayabileceğini söylediği günlerde öldürülen efsane lideri, ölümünün 42. yılında İstanbul sokaklarıyla buluşturan gençler, birinci, ikinci ya da 42. yılı olmasının özel bir nedeninin olmadığını söylüyor. “Sloganların ötesinde Malcolm’un derdini anlamak, anlatmak istedik.” diyen gençlerle internetten görüştük. İşte
Malcolm’un şimdilik yüzünü göstermek istemeyen X gençliğinin hikâyesi.
Zaman Gazetesi-Gençlik Eki-28.sayı-9.sf
Yorum (0) Yorum yaz!

Malcolm X
Yorum (0) Yorum yaz!
Harlam’de gettolara sıkışmış milyonlarca siyahı ve hayatları kadından ibaret olan insanları çok gördüm.Tıpkı benim gibi…
Malcolm X
Yorum (0) Yorum yaz!